Filtre Kahve Üzerine

Pek fazla araştırmadan, Amerika’yı da yeniden keşfetmeden bikaç tecrübemi sizinle paylaşmak isterim. Tabiki filtre kahve üzerine. Sonuçta çözünebilir kahve üzerine çok fazla söylenecek söz yok. sıcak suyu koy ve devam et.

Herneyse… sürdürülebilir kahve bir yanda dursun ben filtre kahve ile ilgili bişeyler yazmak istiyorum. Öncelikle filtre kahve neden filtre deniyor, nasıl yapılıyor, nesi diğerlerinden farklı…

Ana konumuz bişeyleri filtre etmek. Kahve, sıcak su ile buluştuktan sonra aromasını suya bırakıyor. Sonra kahveyi aroma kazanmış sudan ayırmak için filtreden geçiriyoruz. Kahvemiz hazır. peki bu kadar kolay mı?!? Tabi ki değil. Öncelikle filtre seçimimiz çok önemli. Piyasa da hemen hemen bütün filtre kahve makineleri kağıt filtre düzeneğine sahip. Üreticiler için ekonomik koşullar ne kadar önemli bilemiyorum ama (sonuçta kağıt filtreyi her kullanımda değiştiriyorsunuz ve sürekli almanız gerekiyor.) sürekli değiştirilmesi gereken bir şey olması az da olsa sinir bozucu. Ama burada asıl önemli olan değiştirme vs değil, kağıt filtrenin belirli bir ısıya kadar dayanıklılığının olması ve kahvenin bu sıcak su ile karışması. Tabi ki bu ısı düşündüğünüz kadar sıcak değil, denemelerim sonucu da yeteri kadar aromanın karışmadığı kanaatindeyim. O yüzden eğer kahve makinesi alacaksanız kağıt filtreli olmayanlara yönelmenizi öneririm.

Peki kağıt filtrenin dışında nasıl filtre kullanabiliriz? Çok fazla seçenek yok. Altın filtre denen metal filtreler mevcut. Özelliği hem daha ince filtrelemeye sahip olması hemde daha yüksek sıcaklıklara dayanabilmesi. Böyle olunca kahvenin aroması daha fazla olabiliyor ve tadını daha çok alabiliyorsunuz. benim için oldukça önemli bir konu. Ayrıca yıkanıp tekrar tekrar kullanılması da oldukça güzel.

Aromanın daha çok elde edilmesi için dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı da suyun filtreden ne kadar hızda geçtiğidir. Yani sıcak su bi anda geçer ise ne yazık ki aromayı kahvede bırakmış olabiliriz. Hatta bu makinelerin birbirinden farklı kahve yapmasının da önemli bir nedenidir. Tabi filtre kahve makinesi alırken bunu ölçüp tartma şansımız yok ama genel olarak araştırdığımızda hangi makinenin daha iyi kahve yapabildiğini tahmin edebiliriz. Ayrıca bazı makinelerin üzerinde “aroma” tuşu olabiliyor. Bu fonksiyon sayesinde suyun filtreden geçme hızı azaltılıp aroma oranı da yükseltilmiş olabiliyor.

Kahvenin filtreden geçtikten sonra karafa dökülür ki bir çok damlatmayan sistem hakkında üreticiler basbas bağırır. Damlamaması tabi ki güzeldir ancak zaten olması gereken bir özellik olarak düşünüyorum. Karaf önemlidir zira kahve sıcak kalmalıdır. Burada çeşitli yollar ile kahve sıcak tutulmaya çalışılır. Genellikle de alttan ısıtan bir plaka kahveyi sürekli sıcak tutmaya çalışır. Bu durumlarda karaf genellikle cam olur. Oldukça da başarılıdır ancak biraz uzun kaldığında kahvenin tadı kötüleşmeye başlar. Bunun yerine eğer bulunabilir ise termos özelliği olan karaf tercih edilmelidir. Kahvenin ısıtılması değil soğumaması önemlidir.

Ayrıca kahveyi içtiğiniz bardağında ısıtılması gerekebilir. Zira soğuk bir bardağın içine konacak kahve tadından ve içim zevkinden çok şey kaybedecektir. Benim fikrim bulabilirseniz sağlam bir termos kupa edinmenizdir.

Tabi bu kadar saydım ama bunların hepsinin olduğu bir makineyi ne yazıkki ben bulamadım. Hatta şu an makinem bile yok. Ama ilk fırsatta DeLonghi ICM 40T modelini bulabilirsem alacağım. Şu an hiçbir yerde yok. Ne zamandır bakınıyorum ama sanırım ithalatı artık yapılmıyor.

Kahve çekirdeğinin çekilmesi ve kalınlığı da önemli. Eğer o an çekilen kahve alıyorsanız (ki her zaman bence öyle yapılmalıdır. ) hangi tür makine de kahve yapacağınızı belirtmeniz gerekmektedir. Zaten çekecek kişi size soracaktır. Sizde ona göre bilgi verebilirsiniz. Ama küçük bir tavsiye, ne kadar küçük ve ince olur ise o kadar aroması belirgin olacaktır. Bildiğim kadarı ile metal filtre en küçük ufalanmış kahveyi filtre edebiliyor.

O kadar anlattım peki ben şu an nasıl kahve içiyorum. Tabi artık deneye yanıla kendime bir çizgi çizdim. O kadar aromadan bahsettim ama ufak bişeyi atladım sanırım. Kahve çekirdeklerinin kendilerine has aromaları da bulunmaktadır. Kahvenizi alırken benim fikrim sizde bütün aromaları deneyin ve ne tür kahve sevdiğinizi keşfedin.

Benim ana fikrim kahvenin birazcık sert olması. Bişeyler ile ilgileniyorsam, o an konsantrasyonum yüksekse yoğun ve aroması yüksek bir kahve çok güzel eşlik edebiliyor. Şeker kullanmıyorum. Ama bir konuşma ortamı var ise ve biraz muhabbet söz konusu ise daha yumuşak içimli kahveleri tercih ediyorum. Bu zamanlarda süt kahvenin yumuşaklığını güzel bir kıvama çekiyor.

Peki evde kahve çekirdeğini çekebilir miyiz? Tabi ki çekebiliriz. Bunun için elektrikli baharat öğütücüler var. Kullananlar da var. en önemli özelliği ise kahvenin en taze halini içmiş oluyorsunuz. bir ufak eksisi ise ufalama boyutu çok fazla olmuyor. Birazcık kalın olabiliyor. Deneyerek keşfetmek en önemlisi.

Şu an makinem yok demiştim. Peki nasıl içiyorum. Fotoğraflarda da görebileceğiniz French Press kullanıyorum. Ama şöyle küçük bir hilem var. Kahveyi metal filtreye göre çektiriyorum. Normalden daha sert bir kahve elde ediyorum. Güzelce süzmek gerekiyor.

Bi de süt ısıtma merasimi var. Evde mikro dalga var ise kullanabilirsiniz ancak kullanmıyorsanız cezvede süt ısıtmak zor olabilir. Bunun için genişçe bir bardağın içine sıcak su koyup, küçük bir çay bardağını da içine koyup sütünüzü kahveniz olana kadar ısıtabilirsiniz.

Bu yazdıklarım tamamen benim kendi tecrübelerim. Yanlış olabilir veya katılmayabilirsiniz. Bana başka bir yolda gösterebilirsiniz ki çok sevinirim.

Keyifli yudumlamalar

Fotoğraflar

Comments 2

  1. Merhaba anlattıklarınızı okudum, filtre seçiminde çok doğru noktalara değinmişsiniz. Ancak belirtmekte fayda var; kahve çekildikten 7dk sonra aromasının yarısından fazlasını kaybediyor. Yani kahve içilen porsiyona göre çekilip hemen demlenmeli, markette çektirip eve getirdiğiniz kahveyi istediğiniz filtrede demleseniz de farkı ayırt etmenize imkan yok, o biraz placebo etkisi olmuş. Ayrıca maalesef hikayenizin sonunda french press ile demlediğiniz kahvenize süt koyduğunuzu yazmışsınız, bu kahveden anlamadığınızı gösteriyor.

    Ekstra: De ve da ayrımlarınızdaki hatalar çok can sıkıcı.

    Yine de bir miktar faydalı bilgiler mevcut.

    1. Post
      Author

      Merhaba,

      Yaklaşık 4-5 sene önce yazdığım ve hemen hemen 3 sene önce bloğa koyduğum bir yazıydı. Kahve ile ilgili bu süreç içinde bende bir sürü araştırma yapıp bazı yeni şeyler öğrendim ve o zamanki bazı fikirlerime şu an bende katılmıyor olabilirim. Ama yazıyı düzeltme ihtiyacı duymadım. O zaman nasıl ise öyle kalsın istedim. O zamanın doğrusu olarak aklımda…

      Onun dışında kahve ile aramı sıcak tutmaya devam ettim. Kahve değirmenleri ve homojen tanelerden, suyun sertlik muhabbetine, sıcaklığından, gooseneck kettlelara kadar birçok şey okudum araştırdım vs.. Hatta belki yakında filtre kahve ve değirmenler üzerine ikinci bir yazı yazarım. Bi 5 sene sonra da başka fikirlere yakın olup, şu zamanı tekrar değerlendirebiliriz. O da planlar dahilinde… 🙂

      De Da lar sıkıcı olabilir. Bir ara zaman ayırabilirsem düzeltebilirim. Bi de birisine “bişeyden anlamadığınızı gösterir” demek yerine “bu konudaki fikirlerinizi gözden geçirin” demek sanki daha yapıcı olur.

      Ayrıca süt mevzusu… Küçükken Türk kahvesine bile süt katıp içirilen bir nesil var. Neyi nasıl seviyorsanız öyle içmek en güzeli. Bu herhangi birşeyden anlamadığınız anlamına gelmemeli. Kahve çeşitlerinin bile süt ile yapılıp süslendiği düşünülürse çok masum bir hamle. Kahvenin yetiştiği yeri, içinde bulunduğu ortamı, nemi, kimin kavurduğu, ne zaman kavulduğu veya çeşidine göre ne kadar doğru kavrulduğu, çekildiği değirmeni, homojen olmasını, su sıcaklığı, sertliği, kullandığın makinenin veya filtrenin veya tamperin vs vs değerlendirildiğinde hangimiz en doğru kahveyi içiyoruz ki?!?

      sevgiler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir