Kapanıyor…

İlk okuduğunda belki aman ne olacak diyebilirsin belki ama ara ara yüzüme vuran bir durumdur. Vücudum, beynim, kaslarım, düşüncelerim sadece yaşamak ile ilgili gün içinde gerekli faaliyetleri gösterdikten sonra ilk fırsatta kendini kapatır.

Başlangıçı bellidir aslında. Güzel bir siniri vardır. Ha bi de bir avuç dolusu katlanamamazlığı. Hiç bir şeye dayanamamazlığı… Büyük burunluluk gibi durur karşıdan, kibirinden yanına yaklaşamazsın bile. Herşeye kocaman bir dudak bükmece ve kaşları kaldırırken tek gözü kırpmak gibi bir umursamazlığa bürünür.

Yalnız kalmayı bekler hep. Geçmişi kabak gibi özlemiştir. Sanki orada kurtulacağını düşünür. Sadece o limanda ne olacağını bildiği için özlemiştir aslında. Ne olacağını değil, yediği eski bir yemektir.  Tat garantisinden emin…

Öylesine dayanamaz ki hiçbirşeye arasıra terler soğuk soğuk ve derin nefesler alır. Yanı başında telefon ile konuşan kadının sesi batar mesela… Kulağını tırmalar… Ağzını açıp bişey söyleyemez ama dişinin gıcırtısından bişey düşünemediğini bilir… Uzaklaşır en uzağa doğru etrafını saran gri karanlığın içinde… Ve aslında herşey ufak ufak dikenlenmiş gibidir. Dokunduğu kanamaya başlar..

Göz kapakları ağır gelir. Açık tutmak için uğraşır ama nafile. Gerçeği göz kapaklarının ağır gelmesi değildir. Etrafındaki herşey manasız, değersizdir. Zaman geçirmek yerine görmeyi bile reddeder veya duymayı, tat almayı vs..

ve vücudu yavaş yavaş kapanır. Yorgun değildir.bitkin hiç değil. Sadece bıkkın ve değersiz….

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir